Bugün bize unutturulmak ve inkar ettirilmek istenen geçmişimizde, bu toprakları korumak ve  bize bırakmak uğruna  her Türk evinden en az bir şehit verilmiştir.

Rahmetli annem, Rasim  adlı ağabeyinin kendi dayısı Mahmut ile birlikte Rus cephesine gittiğini, ordunun geri  çekilmesi başladığında, yaralı bulunan Rasim’i Mahmut dayısının bir süre sırtında taşıdığını, ancak  Rasim abisinin ;“ Dayı beni bırak bari sen kendini kurtar” demesi üzerine  öz yeğenini bir ağacın altında kaderine terk etmek zorunda kalan Mahmut dayısının yürek acısını  ve o günden sonra Rasim’den bir haber alamadıklarını anlatır ve ağlardı.

Babam,  Birinci Dünya Savaşı sırasında, İstanbul Fatih’te  Askerlik Şubesi Başkanı olan amcası Osman Bey’in oğlu  Ali Rıza Bey’in Çanakkale savaşlarında şehit düştüğünü söylerdi.

Çanakkale Savaşlarında memleketin her köşesinden kayıplar verildi. Siirt vilayetinden şehit olan 40 kişi içinde, 3. Kolordu, 4. Süvari Alayı 5. Bölük Komutanı Mülazimsani (Teğmen) Osmanoğlu Ali Rıza Bey de vardı. Düşman, 30 Mayıs tarihinde  19. Tümene bir saldırı  başlatmış ve elde  3. Kolordunun 15. Süvari alayından başka bir birlik kalmamıştı.

Alay attan inerek, Şahinsırt’a göz koyan düşmana karşı saldırıya geçme görevi aldı. Düşman püskürtülerek görev yerine getirildi. Fakat cephe kanadını biraz daha ileriden korumak için öndeki tepeyi de almak zorunluluğu vardı. Düşman  bu tepede 19. Tümenin kanadına her an yan ateşi başlatabilirdi.

4. Alaydan iki bölük bu tepeye taarruz görevini üzerine aldı. Bunlardan biri  Üsteğmen Amasyalı Abdullah oğlu Halit’in komuta ettiği 2. Bölük, diğeri ise,   Teğmen Siirt’li Osman oğlu  Ali Rıza’nın ( aile lakabı “ Beytül Saffarin- Bakırcı “ ) komuta ettiği 5. Bölüktü. Her iki bölük tepedeki düşmana karşı ayrı ayrı kollardan saldırıya geçti. Sanki birbirleriyle yarışıyorlardı. İkisi de burma bıyıklı ve yakışıklı gençti. İkisi de sanki kanatlanmıştı ve iki bölük de aynı anda tepeye vardı.  Ancak, iki genç subay da şehit olmuştu. Daha sonra bu zorlu taarruz unutulmasın diye, bu tepeye,  Mustafa Kemal tarafından  verilen bir emirle “Halit – Ziya Tepesi “ adı verildi.

Şimdi günümüze dönelim ve Çanakkale’deki mahalli bir gazeteye göz atalım; “Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı içinde bulunan Eceabat İlçesi’ne bağlı Büyükanafarta Köyü’nün çıkışındaki “Halit-Rıza Şehitliği”nin içler acısı hali, herkesin tepkisini çekiyor.

Çanakkale Savaşı’nda kahramanca savaşırken şehit olan Üsteğmen Amasyalı Halit Efendi ile Teğmen Siirtli  Ali Rıza Efendi’nin gömüldüğü şehitliğin içler acısı haldeki görüntüsünün kendilerini üzdüğünü belirten Büyükanafarta Köyü Muhtarı İbrahim Aydoğan, ‘Bu iki şehidimiz  süvari olarak görev yapmalarına karşın, Arıburnu Muhaberesi’nde 30 Mayıs 1915 tarihinde Anzaklara karşı Pilavtepe mevkiinde piyade olarak göğüs göğüse savaşırken şehit olmuşlardır.

Mustafa Kemal Atatürk de bu iki kahramanımızın şehit oluşunu bulunduğu yerden görmüş ve  “Pilavtepe”nin isminin “Halit-Rıza Tepesi” olarak değiştirilmesi için bağlı olduğu Eceabat’taki 3. Kolordu Komutanı Arıburnu Kuvvetler Komutanı Esat Paşa’ya teklif götürmüştür.

O tarihten itibaren de bu tepenin adı “Halit-Rıza Tepesi olarak kalmış ve bu iki şehidimiz de Büyükanafarta Köyü girişine kucak kucağa gömülmüşler. 30 Mayıs 1915’den bu yana köyümüzün girişinde dere yatağının yan kısmında bulunan bu iki şehidimiz kucak kucağa yatıyor. Ancak ne var ki bu bölgede yapılan düzenleme çalışmaları sırasında şehitlerimizin mezarları kaderine terk edilmiş durumda.

Şehitlerimizi ziyaret edecek olanlar ise  burada gerekli düzenleme çalışması yapılmaması sebebiyle zor anlar yaşıyor. Şehitlik önünden geçen köprünün de yapılmaması sebebiyle su taşkınları yaşandığı için şehitlik de bundan etkileniyor. En kısa sürede buradaki köprünün yapılmasını ve şehitlik etrafında da düzenleme çalışması yapılarak ziyaretçilerin buraya daha rahat gelmelerinin sağlanmasını istiyoruz. Şehitlerimize vefa borcumuzun ödenmesi için bütün yetkilileri göreve davet ediyoruz.’

Söyleyecek fazla bir şey yok Bizim bu gün de bu vatan için ölecek ve ölen evlatlarımız var, yalnızca utanma eğitimleri  varsa çapsız yöneticiler utansın.

“EY ŞEHİTOĞLU ŞEHİT İSTEME BENDEN MAKBER

SANA AĞUŞUNU AÇMIŞ DURUYOR PEYGAMBER.”

Mustafa Süreyya SEZGİN

İstanbul, 18.03.2007

sunum-indir

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>